dört köşe dünya 1988 izle
Mescitinşa edilirken çamuruna misk kokusu ilave edilmiştir ve 600 sene geçmesine rağmen hala mescit misk kokmaktadır. -Dünyada en tehlikeli hayvan sivrisinektir. Çünkü insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvandır.
Yurdun dört bir yanında 1919 coşkusu. Aksam.com.tr. 20.05.2022. 103 yıl önce Samsun'da yakılan Kurtuluş Savaşı ateşinin, bağımsızlık umuduna dönüştüğü 19 Mayıs 1919 Atatürk
derleme, İ989), Yugoslavya: Milliyetçiliğin Pro vokasyonu (1991), Bosna-Hersek: “Yeni Dünya Düzeni"nin Av Sahası (1994), Futbol ve Kültürü (derleme, R. Horak ve W. Reiter’le birlikte, 1993), Yeni Bir Sol Tahayyül için (derleme, 2000), Takımdan Ayn Düz Koşu (derleme, 2001), Ankara Rüzgârı - Cençlerbirliği Tarihi
Knight Rider, 1982-1986 yılları arasında ABD'de yayınlanan ve Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesinde de yayınlanarak popüler olmuştu. TRT tek kanallıyken ekrana gelen dizi 90 bölüm sürmüştür. Dizide, kendi kendine hareket edebilebilen, konuşabilen akıllı otomobil KITT ile sahibi Michael Knight'ın başından geçen
BuDünya hakimiyetinin sloganı New World Order(NWO)-Yeni Dünya düzenidir.NWO ın işleyen bir çok çarkı vardır.Bunlardan sadece bir tanesi zihin proglamadır.19 yy da büyük Britanya ve Almanya İlluminatinin çöreklendiği coğrafyalar olmuştur.Bu dönemde Nazi Almanyası ve Büyük Britanya insan davranışları ve kırılma
Rencontre Femme Pays De L Est Gratuit. Kemal Sunal Türk halkının kahramanıdır. İyisi kötüsü, yaşlısı genci, okumuşu cahili onu neredeyse hepimiz severiz. Bazen bir kapıcı, bazen çöpçü, bazen asker, bazen köylü, bazen ağa, bazen ırgat olarak evimize girmiş, komedi ağırlıklı filmleri ile bize kahkaha dolu günler yaşatmıştır. Bu sefer ise farklı bir Kemal Sunal filmi var elimizde. Kendisinin kariyerinin ilk dönemleri daha neşeli, daha renkli filmler iken, son dönem filmleri daha çok halkın çektiği ekonomik sıkıntılar, enflasyon, sosyal adaletsizlik, çarpık kentleşme gibi problemleri ortaya koyuyor. Bu filmde o filmlerden biri. Umur Bugay ın senaryosunu yazdığı Zeki Ökten in yönettiği Kemal Sunal ın klasik çizgisinin dışına çıktığı, dramatik yönü ağır basan güzel bir film. Bir gecekondu ailesi var karşımızda. Ailenin reisi olan baba bir müzisyen ve tek ideali bir kaç bestesini satarak köşeyi dönmek, rahata erişmek. Geceleri Ankara’nın pavyonlarında klarnet çalan baba, sabahları bir kaç saat uykunun ardından tekrar ek iş yapmakta evini geçindirmeye çabalamaktadır. Bu iş bazen inşaat işçiliği, bazen çakmak doldurma, bazen seyyar satıcılık olabilmektedir. Babanın kalbinde ise müzik vardır. Bestelerini milyonların diline dolama, şarkılarının her yerde çalınması vardır. Bu esnada aile yoksulluk içindedir. Bir gecekonduda hayatını devam ettirmeye çalışan aile, akli dengesi yerinde olmayan bir erkek evlat, eğitimine devam eden bir abla ve küçük bir kızdan oluşuyor. Anne cefakar, babaya tepkili, gençliğini gecekonduda harcamış alt sınıf kadınını temsil eden bir figür. Bu filmde kah Ankara pavyonlarına, kah bakanlık dairelerine, kah inşaatlara kah Ankara sokaklarına gidip gelmekteyiz. 80 darbesi sonrasında hızlı bir dönüşüm geçiren ve Özal’ın getirdiği bireyselciliğe, köşe dönmeciliğe, yozlaşmaya sahne olan bir toplum, çürümüş, kokuşmuş ve acımasız bir şekilde gelir dağılımının değiştirildiği bir ülke, köyden hızla kente akan milyonları misafir edemeyen ve altyapısı, sosyo-ekonomik altyapısı alt üst olan bir başkent var karşımızda. Başını sokacak bir ev, biraz para ve huzur peşindeki bir adam ve ailesinin filmi bu. Zamlara, pahalı yaşama, çarpık kentleşmeye, alt ve orta sınıfın problemlerine, yozlaşmaya ve Ankara’ya dair ince mesajlar barındıran, farklı finali ile gülümseten hoş bir film. Filmin bazı sahnelerinin devlete ve sisteme getirdiği eleştiriler nedeni ile sansürlendiğini de hatırlatalım. filmin ilginç bir detayı ise yönetmen asistanlarından birinin Zeki Demirkubuz olması 🙂
Fortis Türkiye Kupası'nda 2-1'lik mağlubiyetiyle başlayan Beşiktaş, A Grubu'ndaki Diyarbakır DİSKİ'yi deplasmanda 4-0 mağlup ederek 3 puanın sahibi AtatürkHakemler Koray Gençerler, Özgür Çetiner, Volkan NarinçDiyarbakır Büyükşehir Belediyesi DİSKİ Spor Tayfun x, B. Oktay Kahraman x, Nedim x, Ömer x, Ercan x, Kemal x, Mansur x, Akif, x Dk. 85 Hasan ? Soner x Dk. 65 Abdullah x, Azat x, Serkan x Dk. 76 Sinan xBeşiktaş Hakan x, İbrahim Toraman xx, İbrahim Kaş xx, İbrahim Üzülmez x Dk. 75 Ali Kuçik x, Ali Tandoğan xx, Baki xx, Aydın xxx, Tello xxx Dk. 69 Higuain xx, Cisse xx, Batuhan xx Dk. 46 Holosko xx, Nobre xxGoller Dk. 17 Cisse, Dk. 55 Nobre, Dk. 75 Higuain, Dk. 84 Aydın BeşiktaşSarı Kart Dk. 37 Ali Tandoğan BeşiktaşA GRUBU PUAN DURUMU İKİNCİ YARIKarşılaşmanın hakemi 90 dakikayı bitiren düdüğü 90 Mansur'un ceza sahasına ortasına, Sinan'ın kafa vuruşu kaleci Hakan'da 85 GOOOOOOOLLLLLLLLLLLLLLLLLLLHiguain'in ara pasında ceza sahasında topla buluşan Aydın'ın ayağının içiyle plase vuruşu ağlarla buluştu. 0-4Dakika 83 Abdullah'ın ceza sahası dışından sert vuruşu kaleci Hakan'da 81 Beşiktaş bir kez daha golle çok yaklaştı. Sol kanattan Aydın atağı sürükleyen isim oldu. Bu futbolcunun ceza sahasına yerden gönderdiği ortaya Holosko altıpas üzerinde ayak koydu. Ağlara gitmekte olan topu kaleci Tayfun ayaklarıyla 76 Aydın'ın sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda Nobre'nin kafası direği adeta yalayarak auta 73 OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİBeşiktaş'ta İbrahim Üzülmez oyun dışına alındı, Ali oyuna 73 GOOOOOOOOOOOOLLLLLLLLLLLLLLLLHiguain ceza sahasında topla buluştu, sert vuruşu kaleciden döndü, Tayfun topu elinden sektirdi, tamamlayan Higuen topu ağlara 70 OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİDiski'de Serkan oyun dışına alındı, Sinan oyuna 68 Holosko ceza sahasında topla buluştu, sert vuruşu direğin üstünden auta 67 Higuain'in ara pasında Ali Tandoğan ceza sahasına haraketlendi, son anda araya giren kaleci Tayfun topu taca 66 OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİBeşiktaş'ta Tello oyun dışına alındı, Higuen oyuna dahil 55 Holosko sağ kanatta topla buluştu ve son çizgiye inmek istedi ancak rakibine faul 52 GOOOOOOOLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLHolosko sol taraftan ceza sahasına ortaladı, Nobre kale önünde topa dokundu ve ağlarla buluştu. 0-2Dakika 49 Serkan'ın sağ taraftan ortasında İbrahim Kaş topu uzaklaştırıyor...Dakika 46 OYUNCU DEĞİŞİKLİĞİBeşiktaş'ta Batuhan oyun dışına alındı, Holosko oyuna 46 Karşılaşmanın ikinci yarısı Beşiktaş'ın vuruşuyla YARIKarşılaşmanın hakemi Koray Gencerler ilk 45 dakikayı bitiren düdüğü 44 Tello'un sağdan ortaladığı topa yükselen Nobre'nin kafa vuruşu direkten 43 Beşiktaş kalesinde büyük tehlike... Sağ taraftan ceza sahasına yapılan ortaya, Mansur'un uygun pozusyonda kafa vuruşu az farkla auta 42 Mansur'un ceza yayı önünden sert vuruşu savunmadan geri 39 Ali Tandoğan'ın sağ taraftan kullandığı köşe atışında, İbrahim Toraman'ın kafa vuruşu az farkla auta 39 Ali Tandoğan'ın sağ taraftan ceza sahasına ortasında, Nobre'den önce araya giren savunma topu kornere 37 SARI KARTBeşiktaş'ta Ali Tandoğan hakeme itirazdan dolayı sarı kart 34 Serkan'ın sağ taraftan ceza sahasına ortasında 3EDakika 44 Tello'un sağdan ortaladığı topa yükselen Nobre'nin kafa vuruşu direkten 34 Serkan'ın sağ taraftan ceza sahasına ortasında İbrahim Üzülmez'den sekip havalanan topu Hakan Arıkan kontrol 29 Mansur sağ taraftan etkili geldi, köşe çizgisine kadar indi, içeriye ortası kaleci Hakan'da 26 DİSKİ atağı sol kanattan etkili gelişti. Ceza sahasına çevrilen topa Kemal vurdu. Beşiktaş savumasında Baki araya girerek meşin yuvarlağa ayak 26 Serkan'ın ceza sahası dışından sert vuruşu savunmadan geri 25 Aydın'ın sol taraftan ceza sahasına ortası kaleci Tayfun'da 22 Cisse'nin ara pısında, Aydın ceza sahasına hareketlendi, son anda araya giren savunma topu 18 Nobre ceza sahası önünde Ömer'den şık bir çalımla sıyrılıp sert şutunu çekti, top az farkla direğin yanından auta 17 GOOOOOOOOOOLLLLLLLLLLLLLLLCisse'nin ceza sahası dışından, sağ çaprazdan sert vuru%Fl;şe çizgisine kadar indi, içeriye ortası kaleci Hakan'da 26 DİSKİ atağı sol kanattan etkili gelişti. Ceza sahasına çevrilen topa Kemal vurdu. Beşiktaş savumasında Baki araya girerek meşin yuvarlağa ayak 26 Serkan'ın ceza sahası dışından sert vuruşu savunmadan geri 25 Aydın'ın sol taraftan ceza sahasına ortası kaleci Tayfun'da 22 Cisse'nin ara pısında, Aydın ceza sahasına hareketlendi, son anda araya giren savunma topu 18 Nobre ceza sahası önünde Ömer'den şık bir çalımla sıyrılıp sert şutunu çekti, top az farkla direğin yanından auta 17 GOOOOOOOOOOLLLLLLLLLLLLLLLCisse'nin ceza sahası dışından, sağ çaprazdan sert vuruşu ağlarla 15 Tello'nun sağdan paslaşarak kullandığı köşe vuruşunda açılan topa Baki etkisiz bir vuruş 11 Beşiktaş yine gole çok yaklaştı... Nobre kaleciyle karşı karşıya kaldı, vuruşunu yaptı ama kaleci Tayfun ayaklarıyla golü 9 Hızlı gelişen Beşiktaş atağında, Batuhan ceza sahasında kaleciyle karşı karşıya kaldı, topu ayağında fazla tutunca savunma tehlikeyi 6 İbrahim Üzülmez'in sol taraftan ceza sahasına ortasında, Batuhan'ın kale önünde topla buluştu, vurmakta gecikince savunma 5 Beşiktaş kalesinde büyük tehlike... Cisse'nin mükemmel pasında, Nobre kaleciyle karşı karşıya kaldı, açısı daralınca savunma araya girerek topu 2 Nedim'in Beşiktaş savunmasının arkasına attığı uzun pasta, Soner'den önce araya giren İbranim Toraman tehlikeyi 1 Karşılaşmanın ilk yarısı Diski'nin vuruşuyla diski 0 beşiktaş 4 maçının özeti, diski-beşiktaş maçının golleri, diski-beşiktaş youtube izle
Genel Bakış Fragman Foto GaleriFİLMİN KONUSUBiri şoför, diğeri zengin çocuğu olan iki arkadaşla, iki gecekondu kızının KADROSUYaptığınız katkıların kaydedilmesi için "Değişiklikleri Kaydet" butonuna basın{{ YORUMLAR {{commentsCount}}{{countDown 2000}} karakter kaldı{{ Yorumunuz, yönetici tarafından onaylandıktan sonra tüm ziyaretçilerimiz tarafından görüntülenebilecektir. Bu mesajı sadece siz görüyorsunuz {{ Yorumunuz, yönetici tarafından onaylandıktan sonra tüm ziyaretçilerimiz tarafından görüntülenebilecektir. Bu mesajı sadece siz görüyorsunuz
Oynatma ListesiTELEVİZYONİstanbul’da herhangi bir gün… Nev-i şahsına münhasır dört karakter, bir nezarethane… Ve bir plan! Aynı gece, aynı nezarethanede bulunan Aşkın, Emel, İrfan ve Muzo haksız yere gözaltına alınmışlardı. Bu onların yaşadığı ilk haksızlık da değildi üstelik! Peki ne yapacaklardı?... Birlik olup, düzene karşı “Biz de varız ulan, buradayız, yaşıyoruz.” demek için bir hırsızlık tezgâhladılar. Hak yiyerek güçlü olandan çalıp, yaşadıkları tüm haksızlıkları sıfırlayacaklardı. Hedefleri ise cesaret isteyecek türdendi. İstanbul’un en karanlık, en güçlü adamı Timsah Hamza… İşte asıl hikâye böyle başladı… - 1251Dört Köşe FragmanıDETAYLARI GÖSTER
iki izleyişimde de beni müthiş etkilemiş bir filmdir. cidden. anlatayım.*önce filmin karakterlerini bir analım gerçekten çok seviyorum bu filmi; o yüzden, üzgünüm, kimi detaylara dalmadan edemeyeceğim hakan ural, osman cavcı'nın ailesinin şöförüdür. yani hakan fakirdir; osman ise zengin. bu ikisi de 80'lerin stereotipleri olduğuna göre, karakterlerini oluşturan ikincil özellikleri de hemen buradan türetebiliriz hakan gururludur; osman ise sonradan görmenin feriştahı. hakan hayatın içinden birisidir, osman ise hayatın uzağında, el bebe gül bebe büyütülmüştür. türetmeye devam hakan olgundur; osman ise kılıbık, çekingen. yani hakan "ince meselelerin" kitabını yazacak cinsten birisidir; osman ise amiyane olacak ama anca kendi eline çalışabilmektedir. o halde hakan yakışıklıca erkektir, osman ise daha tüylenmemiş oğlan. tamam? zaten iki oyuncuyu da biliyorsunuz, bu filmde de en standart yüzleriyle karşımıza çıkıyorlar, o yüzden hayal etmeniz hiç güç olmayacak osman safkan yavşak, kıl, böyle tam dayaklık birisidir; paralı bir it ve de iddir. cavcı, malum, hiçbir zaman bu rolü aşamadı. hakan ise, malumunuz, hayatın sillesini yemiş gibi dururken ifadesizliğini de korumayı her nasılsa başaran bir yüze sahip, depresif bir "abi"dir ural da bu personadan başkasını takınamadı - filmleri bırakınız, gerçek hayatta da. kimileri buna "karizma" diyor. tabii ki değil. - ve osman'a id dediğimize göre, tahmin edersiniz ki hakan da süper egodur en basit ansiklopedik tanımıyla. kadın karakterlere gelelim serpil çakmaklı ile adı hiç bilinmeyen sıradan abla ona tabii ki "ayşe" diyeceğiz. ikisi de parasal durumlarında bir ilginçlik olmayan tiplerdir. serpil elbette ikilinin güzel olanıdır yönetmenin ayşe'yi çirkin göstermekteki başarısı takdire şayandır; üstelik serpil olgundur, ayşe ise tam hoppa, tam çocuk dolayısıyla serpil ara ara, görgüsüz ayşe'ye kadınlık dersleri vermek durumunda kalır. şu durumda filmde, bir araya gelmesi "gereken" kadın-erkek çiftleri nal gibi ortadadır, yazmaya bile gerek yok. ancak işte neylersiniz ki ortada bir "para" faktörü vardır; seyircinin beylik ahlağının görmek istediği eşleşme filmin sonuna kadar gerçekleşemiyorsa bunun tek sebebi de budur i. osman'daki servet, parayı erkekliğe tercih eden serpil'in hakan'a sırt çevirmesine olgun ya hani, karnı tok hakan gibilere; ii. serpil'in güzelliği osman'ın ayşe'yi iplememesine;iii. hakan'ın yakışıklılığı ayşe'nin ona pervane olmasına; iv. hakan'ın gururu/cool'luğu parayı gördü mü dibi düşmüş gibi davranan serpil'den iğrenmesine, ve v. erkekliği ise her şeye rağmen için için -tabii ki ayşe'yi değil- serpil'i arzulamasına davetiye çıkarmaktadır. yani kabaca "fakir oğlan - zengin kız" klişesinin soslanmış bir uyarlamasıdır film. peki sosta neler vardır biraz öyküden bahsediyoruz artık kızlar en başta hakan'ın fakir olduğunu bilmemektedirler bir şekilde onlardan gizli tutulur bu, o yüzden filmin başlarında sıkıntı yaratan bir durum yoktur serpil de ayşe de hakan'a asılmaktadır, osman'ın boşta kalması da seyircinin istediği bir şeydir zaten. ama ne zaman ki durum çakozlanır, o vakit serpil göz göre göre hakan'ı satar. salak osman, hayallerinin kadınının kendisiyle olmasının arkasındaki yalanı görememektedir ve ona göre fantastik dörtlü mükemmel bir şekilde kurulmuştur o serpil'ledir, hakan da ayşe'yle - oh ne âlâ memleket. hakan'ın gururu durumu osman'a anlatmasına engel olmaktadır - öte yandan, hakan ural'ın ifadesiz yüzünden anlayamasak da bilmekteyizdir ki içi, serpil'i kaptırmış olmakla hor görmek arasında deli deniz gibi çalkalanmaktadır. serpil'le hakan'ın yalnız kaldıkları bir sahnede filmin kilit repliği söylenir ikisi de dönen oyunun farkındadır, ama serpil de çok acı konuşur be babam - der ki, kadınlar on erkeğin dokuzunda paraya bakar, sen kimsin ki lan. bundan daha da güzel oturtur ya lafı, tam ne dediğini unutmuşum artık. ama "onda dokuz" oranı çok önemli, aklınızda tutun. bir dolu bir dolu olay olur, hakan tiksinir, osman coşar, ayşe'nin hakan için bi soyunmadığı kalır... falan derken, işte uzatmayayım artık, sonunda serpil'in başına taş düşer; serpil hakan'a gelir; hakan der ki hani onda dokuz, serpil de der ki onda bir'i unutma, sabrımızı taşırma. şimdi diyeceksiniz ki, ulan yinekel bu nasıl bir film özetidir - insan etkilendiği filmden böyle mi bahseder? buraya kadar okuduklarınızın sonunda bunu demekte haklısınız karakterler öyle bir yer etmiş ki aklımda, "dört köşe dünya" söz konusu oldu mu sırf onlara çalışıyor hafızam; olaylara değil, repliklere değil. ama altını çizmek isterim ben bütün bunları usul yerini bulsun diye anlattım, oysa derdim başka. niye mi, nasıl mı? demiştim ki film iki izleyişimde de beni müthiş etkiledi - ama neyin beni etkilediğini hiç söylemedim, değil mi? şimdi ona geliyoruz. şimdi bu filmi ben ilkin 1994'te kktc'deyken izledim muhtemelen atv'de gösterilmişti. 94'te babamın işi yüzünden kktc'deydim, yoksa aslen ankaralıyım. 94 demek benim için orta iki demek yani artık sosyal olarak "büyüyen" biriyim, gezmeye tozmaya başlamışım, arkadaşlarımla ilişkilerimin şekli değişiyor falan. ama büyükşehirden resmen köye gelmişim kıbrıslılar alınmasınlar - tanıdıklarım alınmazlardı zaten bu lafa, yapacak hiçbir şey yok be yahu! en en ciddi olarak iron maiden dinlediğim sene o, ama ortalıkta maiden kaseti satan bir yer yok mesela... sinema yok lan sinema! blue jean okuyorum, her sayıda jurassic park diyor, spielberg diyor; bizse neyden bahsettiğini anlayamıyoruz. dolaşacak gidecek yer çok az, deniz kenarında taşların üstünde bir oraya bir buraya zıplıyoruz, öyle geçiyor vakit - geçmiyor tabii, sıkılıyorum. daha anlatırım, ama boşverin... kısacası, ankara'yı özlüyorum, ankara'daki hayatı özlüyorum. ve ne oluyor bir gün bu film çıkıyor televizyonda karşıma, tamamen ankara'da çekilmiş! örneğin, filmdeki dörtlünün meşhur ve tipik 80'ler disko sahnesi, o yıllarda şili meydanı'ndaki efsanevi airport'ta çekilmiş - hayır lan, tabii ki ben gitmemiştim o diskoya da, annem babam hep bahsederdi yanından geçerken; bak burası airport, falan fıstık. başka büyük disko da yok hem o senelerde ankara'da, onu da biliyorum; hem sonra dörtlünün diskodan ayrıldıktan sonra çıktıkları sokağı biliyorum - yahu airport işte, benim bildiğim yer! sonra bir buz pateni sahnesi var filmde, serpil kayıp düşüp duruyor, osman'a cilve yapıyor, hakan fitil oluyor... e onun olduğu pist de bizim evin dibiydi kurtuluş parkı'ndaki pist! orada bir pist vardı, yanında da atariler vardı, ben bir kez pekmen oynamıştım 6-7 yaşındayken! sonra serpil'le hakan arabada gidiyor mesela, yandan neresi akıyor seğmenler parkı'nın tretuvarları! yani serpil'le hakan cinnah'tan çıkıyorlar! buna gülüyorsunuz değil mi, bu ne ki lan diyorsunuz... tahmin edeyim istanbullu olabilir misiniz acaba? hayatınız boyunca izlediğiniz bütün türk filmleri hep bildiğiniz yerlerde geçti, değil mi? işte o yüzden anlayamazsınız bir ankaralı için bunların ne demek olduğunu, kusura bakmayın. 70'lerde çekilmiş birkaç film var, hani zeki alasya - metin akpınar- kemal sunal - halit akçatepe altın aramak için ankara'ya geliyorlar, gençlik parkı'nı altüst ediyorlar... yani ankara yok değil, kameraya hiç girmemiş değil ama bir, o filmler benim yaşamadığım bir zamanda çekilmiş ve iki, o filmlerde ankara ufak bir sekansa dekor oluyor. ama "dört köşe dünya"da öyle değil. filmin bütünü ankara'da geçiyor ve bu kaç kez, kaç kez gözümüze sokuluyor ankara'nın istanbul'a karşı öcünü "dört köşe dünya" alıyor! ve, hatırlayın, 94 dedim, kktc dedim, ankara'yı özlüyordum dedim o sene bulunmak istediğim yegane yerdi ankara, ve osman-serpil-hakan-ayşe oradaydılar... resmen oradaydılar, dolaşmak istediğim caddelerdeydiler... bunu da mı beğenmediniz? peki, bugün insafsız gününüzdesiniz diyelim. ama en duygusuzun bile ağzını açık bırakacak, sonra da hınzır hınzır gülümsetecek şeyi en sona sakladım tabii ki."dört köşe dünya"nın beni niye etkilediğini anlatıyordum, bir kez daha hatırlatayım. filmi iki kez izlemiş olduğumdan en başta bahsetmiştim, ilk izleyişimin ise 94'te olduğunu yukarıda söylemiştim. şimdi bir sahne var filmde, osman hakan'a gece gördüğü rüyayı anlatıyor. sahneyi anlatmaya biraz sonra geçeceğim - rötar için beni bağışlayın, ama bunu, filmi ikinci izleyişimde, o sahneyi yeni baştan gördüğümdeki aydınlanma anındaki halimi anlayabilin diye yapıyorum. bir rüya anlatımı var yani, hakan bunu dinliyor; en sonunda osman bir şey söylüyor, hakan bir şey diyor ve sahne bitiyor. şimdilik bu kadarını bilin, çünkü filmi ikinci izleyişimde ben de sahnenin içeriği hakkında sıfır noktasında gibiydim."dört köşe dünya" nasıl ki 94'te apansızın televizyonumda belirdiyse, 95'in de bir günü, beni televizyondan hiçbir şey beklemediğim bir anda yakaladı. artık türkiye'deydik ailece. kktc hikayesi bitmişti ve iron maiden'a, sinemaya ve ankara'ya kavuşmuştum. ancak tahmin edersiniz ki bir sene öncesinde bunlara ne kadar özlem duyduğum da hâlâ aklımın bir köşesindeydi - filmi görünce boyutlar değişti, bir an kktc'ye gittim geldim ve sonra, "dört köşe dünya"yı ve gösterdiği ankara'yı bu kez yarı dışından - yarı içinden bir seyirci konumundan seyretmeye koyuldum dışındaydım, çünkü filmi ilk izleyişimdeki duygularımı yeniden yaşayamaz, ancak hatırlayabilirdim; içindeydim, çünkü artık ankara' o sahne geldi - ilk izleyişimde osman'ın salaklığının tasviri olarak yorumladığım o korkunç sahneye. artık unutmuştum o sahneyi, hemen her şeyiyle. ilk kez izliyordum osman rüyasında serpil'i görmüş. serpil evine geliyormuş. hakan, sıkılarak "eee?!!.." osman ona ne içmek istediğini soruyormuş. serpil önce üstündekileri çıkarıyormuş. hakan, sinirle "eee!!!?" sonra "viski" diyormuş. osman büfeye gidiyormuş. hakan, son kez "eeeeee?!!" sonra... sonrası yokmuş. osman sabah kalktığında külodunun ucunu ıslak bulmuş. hakan "terbiyesiz herif!" osman bunları anlattı ve hikayenin sonu gelince bunları böylece ikinci kez dinlemiş olduğumu hatırladım - ancak osman'ın bu seferki anlatımı benim için tamamen başka bir şey olmuştu. çünkü kktc'deki izleyişimde, o sahnenin sonunda osman'ın geceleri altına kaçırdığını düşünmüş olduğumu bir şimşek çakımında hatırlayıvermiştim. oysa şimdi ankara'daydım, orta sondaydım. osman meğer altına kaçırmamıştı. ve meğer ben o sahnede neyin anlatıldığını geçen sene anlamamıştım. ve meğer ben geçen sene hayatımın başka bir noktasındaydım. yani meğer ben bu arada büyümüştüm. titredim... titrediğimi çok iyi hatırlıyorum. o geçen bir senede üstümden atmış olduğum deriyi görmüş gibiydim. sonra o deriyi eskide bıraktığımı hatırladım. artık yoktu o. yoktu, ve bu normaldi. bu güzeldi. *hayat önümüze birçok dönüm noktası açıyor, kimileri diğerlerinden daha keskin virajlar oluyor. ama ne kadar keskin olursa olsun, o virajların ürperticiliğini onlara ancak uzaktan bakınca anlayabiliyoruz. dünya köşeli, ama köşeleri ancak bize gösterilince görebiliyoruz.
dört köşe dünya 1988 izle